Dünya kadın sinemasından türe damgasını vurmuş 7 korku filmi

3.025 Gösterim
26 Ekim 2017 18:00
Dünya kadın sinemasından türe damgasını vurmuş 7 korku filmi

Halloween yaklaşırken birbirinden farklı temalarla korku filmlerine yakından bakmaya devam ediyoruz.

 

80'lerden 2000'lere, dramadan psikolojik gerilime dünya kadın sinemasından türe damgasını vurmuş 7 korku filmine şöyle bir göz atalım.


Near Dark (1987)

Kariyeri boyunca çektiği filmlerle aksiyon türünün önde gelen isimlerinden biri olan Kathryn Bigelow'un 1987 yapımlı filmi Near Dark, aşk ve vampir temasını kendine has izleriyle beyaz perdeye sunan yapımların başında geliyor. Küçük bir kasabada yaşayan Caleb'in gece geç bir saatte tanışıp aşık olduğu Mae'yle ummadık bir hayata sürüklenişi ve önceki yaşamını geri almaya çalışırken bir yandan da ailesini içine düştüğü hengameden korumaya çalışmasını konu ediniyor. Altın Küre Ödüllü aktör Bill Paxton filmdeki Severen rolüyle büyük beğeni toplarken; Near Dark vampirlere dair birçok klişeden uzak durarak yalın ve özgün olmakla beraber yeni bir anlatım ortaya koyuyor.

Ravenous (1999)

Başrollerini Guy Pearce ve Robert Carlyle'ın paylaştığı 1999 yapımlı Ravenous'un yönetmen koltuğunda İngiliz yönetmen Antonia Bird oturuyor. 1800'lerin ortasındaki iç savaş döneminde geçen Ravenous, bir dağın tepesindeki herkesten uzak savaş biriminde görev alan ekibin dinledikleri bir efsaneyle yola çıkışını konu alıyor. Efsanede geçen Weendigo adlı insan etiyle beslenen yamyamın saldırısından korkan Yüzbaşı Boyd bir süre sonra kendini asıl korktuğu şeyin ne olduğunu sorgularken bulduğu filmin yükselen gerilim sahnelerinde seyircide yaratılması istenen duygu başarılı müziklerle destekleniyor.

Jennifer's Body (2009)

Karyn Kusama'nın yönetmenliğini üstlendiği 2009 yapımlı Jennifer's Body'nin senaryosu Juno filminin senaryosuyla En İyi Senaryo dalında Oscar'a layık görülen Diablo Cody'nin kaleminden çıkıyor. Megan Fox'un Jennifer başrolüne hayat verdiği filmde şeytani bir güç tarafından bedeni ele geçirilen lise öğrencisi Jennifer'ın okulundaki erkekleri katlemesi absürd komedi ve korku türüyle buluşurken filmde lise dönemleri ve genç kızların birbirleriyle olan ilişkileri gibi birçok konuya yakın mercekten bakılıyor.

The Voices (2014)

Persepolis ile dünya genelindeki büyük başarısıyla beraber Oscar'a da aday gösterilen Marjane Satrapi'nin 2014 yapımlı filmi The Voices'ın başrollerini Ryan Reynolds, Gemma Arterton ve Anna Kendrick paylaşıyor. Reynolds'ın hayat verdiği Jerry karakteri kişilik bozukluğu olan bir fabrika işçisidir. Pek de sıradan olmayan hayatı yeni bir kız arkadaşla derin bir kaosa sürüklenirken sürekli kulak verdiği melek ve şeytan ikilisine bürünmüş kedi ve köpeğinin sesiyse işleri biraz daha çıkmaza sürükleyerek Jerry'nin evini kanlı sırlarla dolu bir yere dönüştürür. Korku, drama ve komedi türünün harmanlandığı filmde kişilik bozukluğu olan bir karakteri canlandırmadaki başarısıyla Ryan Reynolds dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

A Girl Walks Home Alone at Night (2014)

Ana Lily Amirpour'un ilk uzun metrajı olan 2014 yapımlı A Girl Walks Home Alone at Night birçok festivalden ödül ve övgüyle dönerken western tarzdaki İranlı ilk vampir filmi olarak dikkatleri üzerine çekmişti. Film, İran'ın suçlarla örülü hayalet şehri Bad City'de geçer. Tekinsizliğiyle nam salmış bu şehir gece çöktüğünde daha tehlikeli bir hal alırken geceleri yapayalnız gezen kaykaylı bir vampir kadın gerçek suçluların peşine düşer. Vampir temalı filmler arasında özgünlüğünü koruyan A Girl Walks Home Alone at Night sinematografisinden müziklerine seyirciden tam not almayı başarıyor.

The Love Witch (2016)

2016 yapımlı The Love Witch erkekleri kendisine aşık etmek için türlü büyüler kullanan Elaine'in yaşadıklarını konu edinirken; 60'lı yıllarda geçen film karakterin kadın fantezisini keşfetmesi ve yaşadığı patolojik narsisizme yakın bir mercekten bakma olanağı tanıyor. Elaine başrolüne Samantha Robinson'ın hayat verdiği filmin yönetmen koltuğunda Anna Biller oturuyor.

Raw (2016)

Başta Cannes olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen 2016 yapımlı Raw'un yönetmenliğini Julia Ducournau üstleniyor. Veterinerlik okuluna başlayan 16 yaşındaki vejetaryen Justine'in içine girdiği yeni ortamda deneyimlediği acımasızlığın ve stresin üstesinden gelmeye çalışırken uyum sağlayabilmek adına hayatı boyunca uzak olduğu etle de ilk tanışmasını gerçekleştirir. Justine'in ilk kez çiğ et yemesi kendinde bugüne kadar saklı kalmış bir yanı keşfetmesine sebep olurken tıpkı onun gibi vejetaryen olan ailesiyle ilgili de birçok sır perdesini aralar. Uzun süre eleştiri ve övgülerin odağına yer alan Raw; kanibalizm ve cinselliğin iç içe geçtiği hikâyesiyle seyirciye gerilimi yüksek bir 99 dakika yaşatıyor.