Martin Scorsese: "Netflix, The Irishman'le büyük bir risk almış oldu"

2.688 Gösterim
3 Aralık 2018 12:55
Martin Scorsese: "Netflix, The Irishman'le büyük bir risk almış oldu"

30 Kasım - 08 Aralık tarihleri arasında Fas'ta gerçekleşen Marakeş Uluslararası Film Festivali'ne konuk olan usta yönetmen Martin Scorsese merakla beklenen yeni filmi The Irishman, Netflix ve sinema hakkında konuştu.


Daha önce birçok kez katıldığı ve 2013 yılında jüri başkanlığı yaptığı Marakeş Uluslararası Film Festivali'nde ustalara saygı bölümünün Robert De Niro için düzenlenen etkinliğinde sunucu olarak yer alan usta yönetmen Martin Scorsese, bu yıl 17.'si düzenlenen festivalde başrollerini Al Pacino, Robert De Niro ve Joe Pesci'nin paylaştığı merakla beklenen yeni filmi The Irishman, Netflix ve sinema hakkında konuştu.

 

Seyirci deneyimini paylaşmaktan söz eden Martin Scorsese, hâlâ birçok film izlediğini fakat bu deneyimi çoğunlukla evde gerçekleştirdiğini anlattı. Son yüz yılın sinemasının artık mazide kaldığını ve bir şeylerin değiştiğinden bahseden Scorsese, bağımsız film yapımcıları için gelişen fırsatlar konusunda olumlu konuşmanın yanı sıra Netflix gibi şirketlerin bu olanaklara yenilerini eklediğini dile getirdi.

Uzun süredir beklenen filmi The Irishman'in prodüksiyon öncesi yaşadıkları zorlukları anlatan Scorsese şu sözleriyle Netflix'in bu konuda nasıl bir risk aldığını açıkladı: "Netflix gibi yerler risk almaya çekinmiyor. The Irishman riskli bir film; kimse bu filme beş ila yedi yıl boyunca para yatırmak istemedi. Ve, elbette ki hepimiz de günden güne yaşlanıyoruz. Fakat Netflix bu riski aldı."

 

Netflix'in imkânlarının yanı sıra dijital evrende her şeyin "içerik" olarak adlandırılmasından duyduğu endişeden söz eden usta yönetmen bir diğer endişesinin de bilhassa film eleştirmenliği gibi elzem bir dalın kısa tweetlere indirgenmiş olmasıyla sinemanın sahip olduğu eko-sistemin kaybına yol açtığını dile getirdi.

Vincent Canby'nin Michael Cimino'nun Heaven's Gate filmi hakkında 1980 yılında New York Times için kaleme aldığı eleştirisinden verdiği örnekle film eleştirisinin geçmişteki gücünün çift taraflı keskin bir kılıç olabileceğini öne süren Scorsese, eleştirinin yayımlanmasının ardından hemen filmin gösterimden çekildiğini ve ta ki Steven Soderbergh'in Sex, Lies and Videotape filmiyle 1989'da Cannes'da Palme d'Or ödülünü kazanana dek auteur film yapımcılarının stüdyo sisteminden nasıl etkili bir şekilde sürgün edilmeye zorlandıklarını anlattı. "Soderbergh'in filmi bir dirilişe ön ayak olmuştu. Bugünlerde genç bağımsız film yapımcıları kendi filmlerini çekebiliyorlar ancak sinema salonları tek tek kapanıyor. Gençlerin her şeyi yeniden keşfetmekten başka çaresi yok."

 

Sinemanın kendine has eko-sistemiyle devam eden Martin Scorsese, filmlerin birçok şeyi kutsal kılabildiğinden söz ederken ritüel, protokol ve saygı gibi durumlarla oldukça iç içe olduğunu dile getirdi: "Bir filmi icra etme süreci kutsaldır. Misal ses mühendisi ortamdaki sesi almak için 'wild track' denen şeyin kaydına başladığında, hepimiz yaklaşık iki dakika kadar orada sessizce durmak zorundayız. Odadaki herkes. Kaçınılmaz olarak herkes düşüncelere dalıyor. Bu kâfidir. İşte size kutsal bir an."

Kaynak: Variety