Box Office Türkiye: "Sinemada normalleşme süreci 6 aydan uzun sürebilir"

4.601 Gösterim
13 Nisan 2020 18:55
Box Office Türkiye: "Sinemada normalleşme süreci 6 aydan uzun sürebilir"

Çin'de kendisini göstermesinden beri, sonradan bir pandemiye dönüşen salgının sinemaya global ve yerel ölçekte etkilerini ve bu konuda gerçekleşen gelişmeleri iletmeye çalıştık. Salgınla mücadele sürerken bu kez sözü sinema sektörünün farklı bileşenlerine vermek istedik. İlk etapta sinema salonu işletmecileri ve sorumlularının fikirlerini aldık.


Covid-19 salgını, hayatın akla gelebilecek her alanını az ya da çok etkiledi. Sinema ve kültürel faaliyetler, doğrudan ve keskin bir şekilde etkilenen alanlardan biri. Stüdyolar şimdiden hasar kontrolü yaparken ABD'nin en büyük sinema zinciri AMC de dahil olmak üzere salonların girdiği darboğaz ile ilgili her gün farklı bir gelişme görüyoruz. Dünya genelinde yaşanan bu "sekte" dönemi, yedinci sanat için daha önce emsali olmayan ölçekte bir duraklama periyodu. Cinens Sinemaları kurucu ve işletmecisi Serkan Günay, "Yılın tüm günleri açık olan bir işletmenin bu kadar uzun süre kapalı kalmasının yarattığı etkiyi anlatacak kelimeleri bulamıyorum açıkçası. Neredeyse gün boyunca yediden yetmişe tüm insanların hayal dünyalarını beyazperdede paylaşmalarının durması , salonların lambalarının kapatılması bizleri derinden üzdü." diye açıklıyor mevcut vaziyet hakkında hissettiklerini.

 

Cinetech Sinemaları genel müdürü Murat Aslan, geçen yıl endüstrinin tamamını etkileyen ve basında "mısır savaşları" olarak yer bulan mevzunun yarattığı olumsuz tablo daha giderilemeden salgınla karşılaşmanın, sektörde ekonomik anlamda yeni bir "dip" yarattığını belirtiyor. Prestige Sinemaları program direktörü Cengiz Koyuncu da salgının henüz ülkemizde görülmediği dönemde bile etkilerinin gişede hissedildiğinden bahsederek salonların güncel durumunu anlatıyor: "Deloitte gibi ciddi araştırma kuruluşlarının ortaya koyduğu güncel raporlara göre tüm kategoriler arasında açık ara en negatif ayrışan kategorilerden birisi maalesef sinema sektörü. Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) yönetimi; Sinema Genel Müdürlüğü, Bakanlık, yapımcılar ve film şirketleri ile sürekli temas halinde. Kanun, yönetmelik, vergiler ve platformların durumu konu başlıkları altında sürecin minimum hasarla atlatılması üzerine görüşmeler yürütülüyor."

 

Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) başkanı ve Büyülü Fener Sinemaları işletmecisi İrfan Demirkol ise yaklaşık bir aydır içerisinde bulunduğumuz süreçte sorunların müşterek olduğunun altını çiziyor:

 

Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği Türkiye’deki salonların % 90’ını temsil etmektedir. Henüz üyemiz olmasalar da, bu süreçte Cinetech ile Pink ve bazı bağımsız sinemalarla birlikte hareket ediyoruz. 16 Mart 2020 gece yarısına kadar, 442 lokasyonda, 2768 sinema salonu/perdesi, 327.168 koltuğuyla hizmet veren salonlar bunlar. Bir gruba bağlı olup olmamaları, lokasyonları, personel/salon sayıları, kira durumları, yatırım ve kredi borçları, seyirci sayıları birbirinden farklılık gösterse de şuan sorunlar ortak.

Son yıllarda ülkenin içerisinde olduğu ekonomik buhran, sektörel yaklaşımlar ve kültürel faaliyetler konusunda yürütülen politikaların sonucu olarak bilhassa bağımsız işletmeler için zorlu bir dönemden geçildiği aşikâr. Geçtiğimiz haftalarda, tüm bu periyodun olumsuz sonuçlarına yenileri eklendi ve İstanbul'un köklü sinema salonlarından Rexx ile Atlas faaliyetlerine son verdiklerini açıkladılar. Salgının getireceği yük, hâlihazırda sektörün sırtladığına eklendiğinde kaygılanmamak elde değil. SİSAY başkanı İrfan Demirkol, "Bazı salonların ağırlaşan kira, vergi ve genel giderleri nedeniyle yaz aylarında kapanacağını biliyorduk. Salgınla beraber daha çok sinema salonu kapanacak. Bazı grup ve bağımsızlardan gelen haberlere göre bu sayı 100-150 salon civarında. Krizin daha uzun sürmesi bu sayıyı artıracaktır kuşkusuz." şeklinde özetliyor olası bilançoyu. Murat Aslan da benzer bir öngörüde bulunuyor: "Türkiye genelinde şu anda faaliyet gösteren sinema işletmelerinin %40’ı bu kriz nedeni ile faaliyetlerine son verecek gibi duruyor. Kalan sinemalar ise salon eksiltme yöntemine gideceklerdir. Çünkü sektörü bekleyen en önemli problem içerik sıkıntısı ve seyircilerin tekrar sinemaya dönüşünün zaman alması olacaktır."

Aslan'ın belirttiği iki problem, gerçekten de tüm sektörde ortak karşılığı olan iki endişe olarak dikkat çekiyor. Avşar Sinemaları genel koordinatörü Murat Çiçek, "Sinema salonlarının kapalı yerler olması ve insanların kendilerini koruma psikolojisi düşünüldüğünde sinemaların seyirci ile buluşması uzun bir süre alabilir." diye belirterek, normalleşme sürecinde sinemaseverlerin bu kaygılarını gidermek, salonlara hijyen ve sağlık açısından güvenebileceklerini göstermek adına aktif bir tutum içinde olunması gerektiğinden bahsediyor. Sinemaların güvenli mecralar olduğunu insanlara hissettirmeleri gerektiğini belirten Serkan Günay, normalleşme sonrası ayağa kalkma döneminin beklenenden uzun süreceğini düşündüğünü, bu sarkma sebebiyle yerli film üretimi ve dolayısıyla gişenin de etkileneceğini ekliyor.

 

Salgının ne zaman tam anlamıyla kontrol altına alınabileceği bilinmezliğini koruyor. İlk etapta nisan ayı sonuna kadar kapalı olacağı açıklanan sinemaların, bu belirsizlik sonrası yaz aylarına kadar kapalı kalabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Setlerin de ertelenmesiyle eylül sonrası girilecek yeni sezonda gösterimi yapılacak içerik azlığı, öngörülen bir diğer husus. Cengiz Koyuncu bu konuda şöyle bir çerçeve sunuyor: "Sinemalar tarafında genel olarak haziran başından önce salonların açılmayacağı yönünde bir görüş hakim. En iyimser tahminimiz Ramazan Bayramı’nı içeren 22 Mayıs haftası. Seyirciler elbet sinema salonlara dönecektir ancak salgın yüzünden dünya genelinde ertelenen filmlerin açıkladığı yeni vizyon tarihleri, geleneksel olarak yazın çekilen yerli film setlerinin belirsizliği, ekonomik parametreler normalleşmenin 6 aydan önce olmayacağı yönünde sinyaller veriyor. Sinema sektöründeki Amerikan hegemonyası sebebiyle oradaki olumlu gelişmelere gebeyiz." Koyuncu sözlerine şöyle devam ediyor:

 

Kısa vadede, haziran ayında sinemaların açılması durumunda birkaç film hariç içerik konusunda da bir hayli sıkıntı çekeceğiz gibi görünüyor. Geçen yaz bu çapta bir kriz yokken bile sinemalar açık olmasına rağmen salon kapatarak faaliyetlere devam etmişti (10 salonun 6 tanesinde film göstermek gibi). Bu yaz da faaliyete devam edilse bile salon kapatma yolunun yaz boyunca tercih edileceğini düşünüyoruz.

Covid-19 salgınının 2020 gişesinde yaratacağı kaybın global seviyede $20 milyar dolaylarında olacağı konuyla ilgili raporlarda yer alıyor. Cinetech genel müdürü Murat Aslan'ın projeksiyonuna göre, ülkemizde eylül ayına kadar yaşanacak hasılat kaybı ₺300 milyon civarında olacak. Aslan, tüm bu koşullar ışığında 2020 toplam seyirci sayısının 40 milyona ulaşmasının bile büyük bir başarı olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor.

Geçtiğimiz günlerde SİSAY başkanı Demirkol; Başka Sinema'nın BluTV ile ortak projesi olan, salgın sebebiyle sinemaların kapanması sonrası vizyona giremeyen Başka Sinema filmlerinin platform üzerinde "Kirala & İzle" modeliyle gösterime açılmasının akabinde kurum adına bir açıklama yayınlamıştı. Benzer çekincelerin sinema işletmecilerinin geneli tarafından paylaşıldığı görülüyor. Dünya genelinde tartışılan bir konu olan, seyircinin online platformlar üzerinden geliştirdiği yeni alışkanlıkların geleneksel izleme deneyimini nasıl etkilediği hususu, ülkemizde de gündemde olmaya devam edecek gibi duruyor.

Her ne kadar karamsar bir tablo çizilse de, tüm sinema işletmecileri bir kanıda birleşiyor: Dağıtımcısından yapımcısına, salonundan oyuncusuna, sektörün tüm paydaşları mevcut vaziyete karşı ortak bir aksiyon içerisinde olursa gerçekleşecek zarar minimize edilebilir. Bu krizi daha da fazla hissedecek olan bağımsız salonlarla ilgili ayrı bir çalıştay yapılmasının gerekliliğinden de bahseden İrfan Demirkol, SİSAY olarak sinema salonlarının kapatılma kararının uygulanmaya başlandığı gün Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini, süreçle ilgili bakana ilettikleri talepleri aşağıdaki gibi sıralıyor:

 

1- Destek Paketinde açıklanan konular (Muhtasar, KDV, SGK vergi ve primlerinin 6’şar ay ertelenmesi, salgının mücbir sebep sayılması ve kira ödemelerinin yapılmaması vb.)

 

2- Yıllardır sektörümüzün sırtında bir kambur olan, sinemaya hiçbir katkısı olmayan (%10) Eğlence Vergisi’nin tamamen kaldırılması. Otellerde 1 Nisan'da yürürlüğe girecek olan (%1) Konaklama Vergisi’nin bile uygulamaya giremeden ertelendiği belirttik. Kıyasla; %1 Konaklama, %10 Eğlence Vergisi! 

 

3- Biletlerden/seyirciden %8 KDV alınırken, film şirketlerine %18 KDV ödenmesi. Aradaki fark orta ve küçük sinema işletmelerinin kârını yok etmektedir. Alış ve satışta %8 KDV eşitlenmelidir.

 

4- Sinema ekipmanlarında ÖTV’nin kaldırılması.

 

5- Filmlerin sinemalarda vizyona girmesinden ücretli olarak 5 ay, ücretsiz olarak ise 6 ay sonra yayınlaması gereken mecraların, bu sürelerden önce yayın yapması durumunda yaptırım/ceza uygulanması.

 

6- Dünyadaki en kısa sürelerden biri olan bu uygulamanın 11/12 aya çıkarılması.